Pandemi ile yine atalarımızdan miras “Harcamaya Hazırcılık” huyumuz

Pandemi süreci belki de en hızlı adaptasyon süreci yaşadığımız dönemlerden biri oldu hayatımızda. 1999 depremini hatırlayanlar bilir, sokakta ya da bahçelerde uyumak bir süre sonra nasıl yeni normal haline gelmişti. İnsanoğlunun belki de evrimleşme sürecinde en başarılı olduğu alan bu olmalı. Olaylara karşı defansif ve rahatını bozmayacak şekilde yeni düzene adapte olmak.

Konforunu çevreye göre değiştirmek ve yine atalarından gördüğü şekilde bu konfor alanını yeniden inşaa etmek için ona uygun aletler ve ortamlar yaratmak. Bugün, pandemi sürecinin başından bu yana kendimizi gözlemlediğimizde, özellikle çalışan kesimde, uzaktan çalışma konforunu nasıl da kendine özgü evrimleştirdiğini görüyoruz.

Bu sürecin yeni normal olduğunu alt beynimiz fark ettiği anda çevresini de buna uygun hale getirmek ve asla vazgeçemediği o konfor ve güven ortamını refleks olarak yarattığını tespit ediyoruz. Peki, bu koşullarda her zaman olmazsa olmaz market ve sektörler ne yapıyor? Onlar da kendi atalarından ve normlarından gelen kemikleşmiş ihtiyaçlarını tüm gücüyle kullanıp size bu şartlarda konforunuzu destekleyecek yeni ürünler, yeni alışkanlıklar kazandırmaya devam ediyor.

Bu öyle bir etkidir ki, insanoğlu bu sistemde marketin ya da sektörün bu konuda öncü olmasını ve çabucak bu süreçte kendi yapamadığı, beceremediği ya da düşünemediği alanlarda destek olmasını bekler. Kendi yapmaktansa, birinin onu geliştirip satmasını, daha farklı bir tabirle tüm sorumluluğu yükleyecek birini arar. Çünkü, yakın çağa kadar alışkın olduğu silahı paradır. Nasılsa bu ürün çıkacak ve ben onu satın alacağım. Bu yüzden böyle kaos dönemlerinde ek efor ile konfor alanımı nasıl zenginleştiririm konusunda çalışmama gerek yok diye düşünür. Üstelik onlar benim ihtiyacım olanı benden daha iyi biliyorlar düşüncesi de bu kararı kendi kendine sağlama aldırır beyinde.

Bugün sektöre baktığınızda neredeyse her ürün ve hatta marka “hijyen, antibakteriyel, sosyal mesafe, güvenli, sağlıklı, uzaktan..” gibi anahtar kelimleri olsun ya da olmasın pazarlama metinlerinin içerisine mutlaka koyuyor. Bu da bize şu sonucu yine getiriyor.. Pandemi ile yine atalarımızdan miras “Harcamaya Hazırcılık” huyumuzdan vazgeçmiyoruz ve düşünüp çare bulmak yerine hazıra konmaya ve buna karşılık ödeme yapmaya devam ediyoruz.